Binaların Deprem Dayanıklılığı Laboratuvar Ortamında Nasıl Test Ediliyor?
Deprem felaketlerinin ardından binaların neden yıkıldığının tespiti ve hukuki süreçlerin sağlıklı yürütülebilmesi için delillerin doğru analiz edilmesi büyük önem taşıyor. İnşaat malzemelerinin teknik standartlara uygunluğunu belirlemek amacıyla kurulan laboratuvarlarda, beton ve donatı kalitesine yönelik detaylı incelemeler yapılıyor.
Karot Testi ile Beton Analizi
Yıkılan veya hasar gören binalardan alınan karot örnekleri üzerinde gerçekleştirilen testlerde, numuneye dört noktalı basınç uygulanıyor. Bu yöntemle betonun taşıma kapasitesi, çatlama yükü ve yapısal eğilimi ölçülüyor. Ardından uygulanan demir testleri ile donatının dayanıklılığı kontrol edilerek betonun genel kalitesi ortaya konuluyor.
Proje Uygunsuzluğu ve Zemin Etkisi
İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Kılıç, yapılan incelemelerin yapı sahtekarlıklarını belirlemede en etkili yöntem olduğunu vurguluyor. Kılıç, “Projelendirme aşamasında C35 beton kullanıldığı belirtilmesine rağmen, test sonuçlarında malzemenin buna uygun olmadığını görebiliyoruz. Bu veriler mahkemelerde somut delil olarak kullanılıyor” ifadelerini kullandı.
Malzeme kalitesinin yanı sıra zemin-yapı etkileşiminin ihmal edilmesinin yıkımlarda büyük rol oynadığını belirten Kılıç, özellikle 2020 Samos depreminde İzmir Bayraklı’da yaşanan yıkımların temel nedenlerinden birinin, zemin özellikleri dikkate alınmadan hazırlanan projeler olduğunu kaydetti.
Sektörel Risk: Maliyet Odaklı Yaklaşım
İnşaat sektöründeki kontrolsüz müteahhit sayısına dikkat çeken Prof. Dr. Kılıç, Avrupa genelindeki müteahhit sayısı ile Türkiye’deki verileri kıyasladı. Daha az maliyetle daha yüksek kar elde etme arzusu nedeniyle kaliteden ödün verilmesinin sektördeki en büyük risk faktörü olduğunu belirten Kılıç, yıkımları önlemenin tek yolunun projeye tam sadık kalan yapılaşma olduğunu sözlerine ekledi.
